RUH SAGLIGI VE PSIKOTERAPI MERKEZI   - B.Sc.S.ÖZCELIK
 
 
Bilimsel Psikoterapi ve Psikoterapinin Amacı
Psikoterapinin amaçları ve genel yaklaşımı, hasta ve treapist arasındaki ilk görüşmede seçilir, ancak terapi süresince amaçlar değiştirilebilir. Terapist tedavi süresince bazı bilgi kaynaklarından yararlanabilir. İlk kaynak, hasta ve hastanın yakınları ve arkadaşlarından alınan hastanın yaşam öyküsüdür. Bir diğeri fiziki muayenedir. Üçüncüsü ise, kişinin zeka, kişilik ve mesleksel yetenek testlerini içeren psikolojik muayenedir.
İdeal olarak bütün bilgi kaynakları değerlidir. Terapist hasta hakkında bilgilere dayanarak sorunların şu kaynaklardan oluştuğu sonucuna varabilir:
1. Çevresel engeller
2. Kişisel engellenmeler
3. Güdüsel çatışmalar
4. Uzun süreli kişilik bozukluğu
5. Gerekli becerilerin yetersiz öğrenimi
6. Uygun olmayan davranışların öğrenilmesi
 
Bilimsel Psikoterapi Yöntemleri
Psikolojide ve psikiyatride bir çok farklı kuram insan davranışını açıklamaya çalışır. Her bir etiyolojik kuram benzer terapötik tekniklere sahiptir ve davranışın altında yer alan farklı açıklayıcı modellere dayanır. Bazı klinik sorunlar ve hastalar bir terapiye diğerine göre daha iyi yanıt verebilirler, bu nedenle terapistler tedavi amaçlı bir çok farklı terapötik tekniği bir arada kullanabilirler.
 
Psikoanalitik Psikoterapi
Bu tedavi şekli Sigmund Freud'un dinamik bilinçaltı ve psikolojik çatışma kuramlarını temel olarak alır. Freud'un bastırma (repression) kavramı ve bununla başedebilme teknikleri psikiyatri biliminde devrim yaratmıştır. Hasta erken yaşlarından kaynaklanan bu çatışmaları anlamaz çünkü bunlarla ilgili anılar bastırılmıştır. Psikoanalistin amacı hastanın duygusal çatışmalarında içgörü kazanmasına yardımcı olmak, böylece endişeden kurtulup rahatlama ya da çatışma ile ilgili durumlarda daha sağlıklı biçimde tepki göstermesini sağlamaktır. Bu tarz tedavinin psikoanaliz, psikoanalitik yönelimli psikoterapi ve kısa dinamik psikoterapi olmak üzere üç yöntemi bulunmaktadır. Psikoanalitik tedavi aylarca hatta yıllarca haftada dört beş saat görüşmeyi gerektirir. Bu nedenle, yalnızca uzun bir tedavi için zamanı ve ekonomik durumu olanlar için bu tedavi uygundur.Serbest çağrışım (free association): Bu yöntemde hastanın ne kadar gereksiz ya da uygunsuz olursa olsun düşündüğü her şeyi söylemesi istenir. Hastaların serbest çağrışımı öğrenebilmeleri biraz zaman alabilir. İşi kolaylaştırmak için Freud hastanın kendisini göremeyeceği şekilde kanepeye uzanıp terapiyi sürdürmeyi tercih ederdi.Rüya Analizi (dream interpretation): Rüyalar hastada endişe yaratan ve bilinçaltında bastırılmış bir vaziyette duran deneyimlerin anlaşılmasına olanak sağlar. Bazı rüyalar bastırılmış duyguların sembolik olarak dışavurumlarıdır ve yorumlamak için uzmanlık gerekmektedir.Direnç (resistance): Hastadan analiz sırasında herhangi bir zamanda düşlerini anlatması istenir. Düşler psikanalitik kuramda isteklerinin doyurulmasının gizlenmiş biçimi olarak yorumlanır ve oldukları gibi kabullenilmezler.Aktarım (transference): Psikoanaliz sürecinde hasta çocukluğunda başka insanlara karşı geliştirdiği tutumları terapistine geneller. Bu aktarım, terapist ve hasta iyi ilişkiler kurduğunda ortaya çıkar.Freud sonrası geliştirilmiş psikoanalitik terapi yöntemleri aşağıdaki gibidir:
 
1. Alfred Adler, Bireysel psikoloji
2. Carl G. Jung, Analitik psikoloji
3. Karen Horney & Hary S. Sullivan, Kişilerarası kuram
4. Eric Ericson, Gelişim kuramı
5. Willhelm Reich, Beden yönelimli terapiler
 
Davranış (Behavioralism) Terapisi
 
Davranış terapilerinin amacı, altta yatan nedenlere içgörü kazandırmaksızın sadece uyumsuz davranışı değiştirmektir. Davranışsal semptomlar derin iç çatışmalar olarak değil sadece görülen yanıyla ele alınır. Davranış terapileri de psikanaliz gibi görüşme ortamı içinde gerçekleşir. Ancak davranış terapisinin yöntemleri daha değişik ve basittir, hatta temelinde bir kişilik kuramı yoktur. Terapi edimsel ve klasik şartlandırma gibi öğrenme ilkelerine dayanır.Davranış terapilerinde sistematik duyarsızlaştırma (systematic desensitization) adlı davranış tekniği bulunmaktadır. Bu teknikte kişide endişe yaratan düşünceler en az korku uyandırandan en fazla olanına kadar sıralandırılır ve hasta gerçek hayatta kademeli olarak endişelerinden kurtulur.Transaksiyonel analiz (transactional analysis) ve rasyonel duygu terapisi (rational emotive theraphy-RET) hem bilişsel hem de davranışsal ekolün içinde yer almaktadır.
 
Bilişsel (Cognitive) Terapi
Bilişsel terapi, davranışın kişilerin dünyadaki rolleri ve kendileri hakkındaki düşünce tarzlarına bağlı olduğu kuramına dayanır. Terapi kısa sürelidir ve genellikle 12 haftada 15-20 görüşmedir. Bu sürede terapi, hastaların bozuk bilişsel işleyişlerinden ve varsaydıklarından haberdar olmalarını sağlayan sorulara dayandırılır. Ev ödevleri kararlaştırılır: Hastaların bazı stresli durumlarda ne düşündüklerini kaydetmeleri ve olumsuz düşünceleri tetikleyen nedeni araştırmaları istenir. Bu süreç otomatik düşünceleri tanıma, düzeltme olarak adlandırılır. Bilişsel terapi hafif ve orta dereceli psikotik olmayan depresyonların tedavisinde oldukça başarılıdır.
 
Geştalt Terapisi
Psikoanalitik terapiye karşı görüş olarak geliştirilmiştir. Bilişsel ve davranışsal stratejileri birleştiren Geştalt terapileri günümüzde en yaygın olarak kullanılan terapilerden birisidir. Deneyime, günlük yaşama, farkındalık ve bütünleşmeye önem verme esastır ve özünde zihin ile beden işlevlerinin bütünleştirilmesi bulunmaktadır. Terapinin amacı kişilik bozukluğu ve diğer bazı güç kronik bozukluklara sahip hastalar için etkili tedavi stratejileri geliştirmektir. Hedeflenen, kişinin kendisi olabilmesi yeterince güç kazanıncaya kadar kişinin bütünlük duygusunu tamir etmektir.
 
Varoluşcu (Humanistic) Terapi
Carl Rogers'ın danışandan hız alan terapisi (client-centered theraphy) varoluşcu tedavi olarak kabul edilebilir. Danışandan hız alan terapide terapist yakın ve izin verici bir ortam geliştirmek için uğraşır. Terapist daha önceden kararlaştırılmış bir yol izlenmesi için hastaya baskı yapmaz, hastanın söylediklerini yargılamaz ya da eleştirmez, hastanın duygularını özgürce ifade etmesine yardımcı olmaya çalışır.Varoluşcular kaygı ve mutsuzluğun kaynağını yaşamın anlamının bulunmaması ve "var olamama/ölüm" tehdidi olduğunu düşünürler. Terapist hastalarına hem dolaysız hem de empati yoluyla "dünyada oluş biçimini" iletmeye çalışır. Aslında varoluşcu görüş belirli tedavi yöntemlerinden çok fikir kümeleridir.
 
Grup Terapisi
Grup terapileri de bireysel terapiler gibi bir çok kurama dayanır ve bireysel ya da kişilerarası sorunları çözümlemede hastalara yardımcı olur. Gruplar haftada 1-2 kez toplanırlar. Tanıya göre gruplar homojen ya da heterojen olabilir. Paranoid hastalar, antisosyal kişiler ve madde bağımlıları grup terapisinden yararlanabilirler. Genellikle akut psikotik ve sabit intihar düşüncesine sahip hastalar için grup terapisi faydalı değildir.
 
Psikodrama
Freud'un son dönemlerine yetişen J.L. Moreno onu insanı kısıtlı bir laboratuvarın içine sokmakla eleştirir ve kendisinin bizzat onların yaşamına katılarak, gözleyerek, yaşayarak ve yaşarken düzelterek önemli bir farklılık getirdiğini söyler. Moreno'nun psikodrama olarak adlandırılan grup psikoterapisi psikanalistleri de etkilemiş ve psikanalitik grup psikoterapisi gelişmeye başlamıştır. Psikodramadan etkilenen Geştalt terapistleri de, eylem metodlarını kullanmaya başlamışlardır. Kullandıkları en önemli teknik olan "boş sandalye" tekniğini psikodramadan almışlardır. Moreno'nun psikodramasından çok sonra iletişim grupları ve Rogerian grup terapisi gelişmiştir.Gerçeğin hareketle yeniden keşfedilmesi olan psikodrama kaynağını insandaki üç önemli temel özellikten alır.Bunlar: Eylem ,yaratıcılık ve spontanlıktır. Psikodrama insanın yaratıcılığının ve spontanlığının sınırlarını yakalamasını ve ulaşılan bu noktada eylem ihtiyacını karşılamasını hedefler.
 
 
 
 
 
 
 
Homepage
zur Verfügung gestellt
von Vistaprint